DOSYA HABER – Afganistan ve İran’ın su sorunu yeni gerilim alanına dönüşüyor

Afganistan ile İran arasındaki su krizi, kuraklığa çözüm arayışları ve tarımı geliştirme adına uygulanan su politikaları zamanla çözüm yerine iki ülke arasında yeni bir gerilime dönüştü.

AA’nın, Afganistan’da yaşanan su krizine dair dosya çalışmasının parçası olan bu haberde, İran ile Afganistan arasındaki artan su sorunu ele alındı.

Taliban’ın Ağustos 2021’de Afganistan’da yönetime gelmesinin ardından Afganistan ile İran arasındaki Hilmend (Hirmend) Nehri üzerindeki suyun paylaşımı, iki ülke arasında gerilimi artan bir kriz olmaya başladı.

Aynı bölgede, Taliban ve İran sınır güçleri zaman zaman silahlı çatışmaya da girerken, konuyu değerlendiren uzmanlar bunun su sorunundan bağımsız ele alınamayacağını vurguluyor.

İran makamları su krizi konusunda kimi zaman tehdide varan açıklamalarda bulunuyor, Taliban da bu ifadelerin iki ülke ilişkilerini bozma potansiyeli taşıdığını kaydediyor.

İki komşu ülke, su paylaşımı konusunda 1973’te imzalanan “Hilmend Nehri Su Antlaşması”nı temel alarak haklı olduklarını ileri sürüyor.

İki ülke de su konusunda kapsamlı işbirliğine uzak dururken, Afganistan’ın güneybatısı, İran’ın da güneydoğusuna denk gelen Hilmend Nehri havzası gün geçtikçe kuraklaşıyor, nüfusun azaldığı, insan ve uyuşturucu ticareti ile silahlı örgütlerin etkisinin arttığı bir bölge haline geliyor.

Uzun süren kriz 1973’te anlaşma ile sonuçlanmıştı

Afganistan ile İran arasında, 19. yüzyılın ortalarında başlayan Hilmend Nehri üzerindeki su paylaşım sorunu 1973’te varılan anlaşmayla çözüme kavuşmuştu. Anlaşmaya göre, Afganistan İran’a “normal koşullarda” saniyede 26 metreküp su vermeyi taahhüt etmişti. Bunun 22 metreküpü “İran’ın su hakkı” olarak tanımlanırken, 4 metreküpü ise Afganistan’ın İran’a yönelik “iyi niyet göstergesi” olarak belirlenmişti. İran ise buna karşılık Basra Körfezi’ne açılan limanlarını Afganistan’a kullandırma taahhüdü vermişti.

Anlaşma, bu maddelerin kuraklığın olmadığı “normal su yılı” koşullarında uygulanacağını vurguluyor. Ayrıca anlaşma İran’ın su hakkının temin edilmesi şartıyla Afganistan’ı nehirler üzerinde su projelerini hayata geçirmeye de izin veriyor.

1973’ten sonra her iki ülkede de meydana gelen siyasi değişimler anlaşmanın uygulanmasını ve takibini zorlaştırdı.

Hilmend Nehri’nin iki ülke açısından önemi

Hilmend Nehri Afganistan’ın en uzun nehri ve ülkenin yüzey sularının yüzde 40’ını taşıyor. Başkent Kabil’in 80 kilometre batısından başlıyor, ülkenin güneydoğusuna ilerliyor ve buradan İran’a dökülüyor.

Hilmend ve Nimruz vilayetlerinin halkı da büyük oranda bu nehrin etrafında yaşıyor.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Afganistan küresel ısınma ve kuraklıktan en fazla etkilenen 10 ülke arasında yer alıyor.

Afgan hükümetleri, 1930’lu yıllardan itibaren, bu bölgede içme suyu temini, tarımı geliştirme, elektrik üretimi ve sellerin kontrolü için su projelerini hayata geçirmeye başladı.

Zamanla nehrin üst kısmında, Kajeki ve Dahla ile İran sınırına çok yakın bir noktada Kemal Han Barajı, buna ek olarak birçok noktada da sulama kanalları inşa edildi. Bu projeler, zamanla İran’a akan su seviyesini de azalttı.

Sınırdaki göller neredeyse tamamen kurudu

Afganistan-İran sınırında “hamun” adı verilen 3 büyük göl bulunuyor. Puzak Hamunu tamamen Afganistan içinde, Sabari Hamunu iki ülke sınırının ortasında, Hilmend Hamunu ise İran topraklarında bulunuyor.

Bu 3 göl de birbiriyle bağlantılı ve Hilmend nehrinden besleniyor. Nehrin bir kolu önce Puzak, sonra Sabari, sonra da Hilmend göllerine dökülüyor. Ancak su seviyesinin azalmasıyla İran’ın en büyük 3’üncü gölü olan Hilmend Hamunu da dahil 3 göl büyük oranda kurudu.

İran’ın su projeleri

Anlaşma İran’a ne kadar suyun akacağını açık şekilde belirtse de yıllardır yağışların arttığı ve kar sularının eridiği dönemler harici İran tarafına düzenli şekilde su gitmiyor.

İran anlaşma gereği her ay belirlenen miktarda suyu talep ederken, Afgan tarafı ülkede kuraklık yaşandığını ve anlaşmanın sadece “normal su yılı” için geçerli olduğunu vurguluyor.

Buna rağmen, Afgan tarafı su seviyesinin yükseldiği dönemlerde İran’a akan suyun anlaşmada belirlenen su miktarının çok üstünde olduğunu ve İran’ın her yıl hakkı olan suyu aldığını savunuyor.

İran da zaman içinde tarımı geliştirme adına hamunlardaki suyu tarım alanlarına taşıyan su kanalları inşa etti. Bu durum hamunlardaki suyun azalmasına doğrudan etki etti.

Her iki ülke de su yönetimi konusunda eleştiriliyor. Bu durum kimi zaman Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına da yansıyor. Zira, İran’ın kuzeybatısında bulunan Urumiye Gölü de benzer bir kaderi paylaşıyor. Bugün Urumiye Gölü yanlış su politikalarının sonucu hızla kuruyor.

Bölgenin habitatı değişti

Hilmend Nehri’nden akan suyun azalması ve hamunların kurumasıyla Sistan havzasında balıkçılık sona erdi, tarım da büyük darbe aldı. Bölge ekonomisi ve tarım faaliyetlerinin doğrudan etkilenmesi işsizliğin artmasına ve büyük şehirlere göçü tetikledi.

Buna ek olarak bölgedeki hayvan türleri azaldı.

Öte yandan, Afganistan’da devlet otoritesinin zayıflamasıyla daha az su isteyen ve daha karlı olan haşhaş yetiştiriciliği artış gösterdi.

Afganistan haşhaşı büyük oranda Hilmend nehri civarında yetiştirilmeye başlandı ve BM raporlarına göre, Afganistan dünya afyon tedarikinin yüzde 80’ini karşılar oldu.

Bir zaman büyük tarım havzaları ve bereketiyle bilinen bölge insan kaçakçılığının merkezi haline geldi. Batıya doğru göç etmek isteyen Afgan ve Pakistanlılar buradan İran’a ve İran’dan Batı’ya doğru hareket ediyor.

Pakistan ile İran hükümetlerine karşı savaşan çeşitli silahlı örgütler de bölgede varlık gösteriyor ve insan kaçakçılığında rol üstleniyor.

Ortak çıkar için işbirliği gerekiyor

İki ülke arasında imzalanan su anlaşmasının üzerinden 50 yıl geçti ve artık koşullar her iki ülke için de siyasi olarak çıkmaza girdi.

Bu nedenle, konunun uzmanları, iki ülkenin kendilerini derinden etkileyen bu soruna ortak bir çözüm bulmaları gerektiğini ifade ediyor.

Afganistan’da Hilmend ve Nimruz vilayetleri, İran’da ise Hilmend Nehri’nin uzandığı ve hamunların bulunduğu Sistan-Beluçistan eyaleti her iki ülkenin en kurak bölgelerinin başında geliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx